Şengül Hablemitoğlu'nun suikastçilere ve halen kalemiyle saldıran hainlere verdiği
yanıt.
Necip Hablemitoglu gibi üstün bir insana
Kemal'in ögretmenine,
Bir Cumhuriyetçiye tetik çeken hain!
Ey Gafil ...!
Türk bitti mi saniyorsun?
Buna gücün asla yetmez.
Bir ulusu yerinden oynatabilecek trajediler
Ortaya koysan da
Tüm kalelerini içten kusatacak
Tüm üretimini yokedecek önlemler alsan da
Bir tek seyi bilmiyorsun:
Türk milletinin üstün yönlerini çözemedin
Biz Kemalistlerin yapacagi sudur:
Tek adam kalana dek mücadele
Tek adam kalana dek ates
Hablemitoglu atesi hiç sönmeyecek
2008 yilinin ilk aylarinda faaliyetlerine baslamış olan " Dr. Necip
Hablemitoglu Toplumsal Arastirmalar Dernegi" bundan sonraki yillarda Necip'i
yasatabilmek adina onemli bir adim olacaktir.
Prof. Dr. Sengul Hablemitoglu.
.
Ardından: 18 Aralık
2002’de öldürülmesinin ardından Türkiye’de bir çok kesim ya kendi dünya
görüşü, benimsediği siyasi bakış açısı ya da hizmet ettiği yerlerin
manüplasyonları ile Necip’in kimliğine ilişkin yorumlar yaptı. Dedikodu biçiminde
spekülatif saçma sapan, yalan yanlış bilgi ortalıkta dolaştı durdu. Kendisini hiç
tanımadığını bildiğim, luzumsuz çeşit çeşit insan konuştu, sanki
bildikleri varmış gibi. O günlerde çok sinirlenmiştim, şimdi onlara acıyorum. >>>Şengül
Hablemitoğlu'nun yazısının tam metni
ŞEFİKA GASPIRALI ve Rusya'da Türk Kadın Hareketi (1893-1920).Dr.Necip
Hablemitoğlu, Doç.Dr.Şengül Hablemitoğlu
Çarlık Rusyası'nda TÜRK KONGRELERİ (1905-1917)
.
O DEDİ Kİ :
Gündemi
istedikleri gibi
degiştirme gücüne sahip
etki ajanı gazetecilerin,
politikacıların,
akademisyenlerin ve
işadamlarının güdümündeki
Türkiye'nin ulusal çıkarlara
dayalı politikalar üretmesi
ve uygulaması olanaksız hale
getirilmistir.
.
"O, bir fırtına kuşuydu,
en ağır rüzgarda bile,
rüzgara karşı uçtu..."
.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kendini savunma mekanizmasi artık
felç olmuş durumdadır...
Türkiye’de
istihbarat kuruluşları, Almanya’nın Türkiye içindeki “Beşinci Kol”
faaliyetlerinin farkında mıdırlar? Elbette ki evet!..
Ne var ki,önlem alınamamaktadır. Önlemden vazgeçtik, kamuoyu
bilgilendirilememektedir.
Bunca yilin deneyimi, gözlemi ve bilgisiyle inanıyorum ki, ülkemizin
geleceğiyle ilgili olarak, tıpkı Atatürk ilke ve devrimleri gibi Milli Merkezlere de
gereksinim giderek artmakta. Bilgi çağında ve demokrasinin açıklığında olumsuz
tabuların yıkılması gerektiğine inanıyorum. .
VE O DEDİ Kİ :Almanlardan
fethullahçilara, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter ve laik yapisina göz diken
tüm unsurlara karsi bunca zahmete ve mihnete deger mi, diyorsaniz, Atatürk’ün manevi
mirasçisi olarak evet deger, diyorum. Çünkü Türküm ve baska Türkiye
yok!..
.