KIRIM HALK CUMHURİYETİ ÖNERGESİ
(BİR HATIRA - BİR BELGE)
Dr. Necip Hablemitoğlu
1917 İhtilâlinin başlangıcında, Rus Çarı II. Nikola’nın 2(15) Mart günü tahtını bırakması ile gelişen olaylar zincirinde, Kırım’ın Akmescit şehrinde 25 Mart (7 Nisan)’da gerçekleştirilen toplantının özel bir yeri vardır. Kırım Türkleri, 1500’ü delege toplam 2000 kişinin katıldığı bu son derece örgütlü ve disiplinli toplantı ile, ve de alınan son derece radikal kararlar ile ihtilâl sonrası gelişmelere hazır olduğunu göstermişti. Ancak bu tarihten sonra, Rusların, Ukraynalıların ve diğer Türk topluluklarının kapsamlı toplantı ya da kongreleri sözkonusu olabilmişti. Kırım Türkleri’nin politik olgunluğunu ve örgütleşme yeteneğini ortaya koyan bir başka önemli gelişme de, Kırım çapında gerçekleştirilen demokratik seçimler sonucunda 26 Kasımda Bahçesaray’da Milli Kurultay’ın toplanması olmuştu. 5’i Kadın toplam 76 milletvekilinin katıldığı bu Kurultay’da, ilk iş olarak rejimin adını ve esaslarını belirleyecek bir Anayasanın hazırlanmasına karar verilmiş; bunun için de Çelebi Cihan, Cafer Ablay(ef), Cafer Seydahmet ve Hasan Sabri Ayvaz(of)’dan oluşan bir komisyon seçilmişti. Uzun süren şiddetli tartışmalardan sonra, Kırım’ın Halk Cumhuriyeti olarak ilânını öngören önerge ve Anayasa taslağı kabul edilerek yasalaştırılmıştı. İşte, sözkonusu önergenin içeriği, bugüne kadar hiçbir yerde yayınlanmamıştı ve de bilinmiyordu. Ancak, Şefika Gaspıralı’nın evrakı içinde yer alan bu belgeyi yayınlamadan önce, anlaşılma açısından bu metni kaleme alanlardan biri olan Cafer Seydahmet (Kırımer) Beyin konuya ilişkin hâtıralarından alıntılar yapmak gerekecektir:
“... Kurultay seçimlerinde iktisadi esasları ön planda gören sosyalistlerle içtimai hayatımızda anane ve hususiyetlerimizi korumağı her şeyden mühim telâkki eden muhafazakârlardan pek az vekil seçildi. Büyük ekseriyeti inkılâpçı milletçiler kazandı. Kurultay’ın 76 âzasından 5’i kadındı, ancak 8-9 kadarı sağlara, 10-11’i sollara mensuptu. Bunlar kendi aralarında işbirliği de yapamadıklarından, kanaat ve gayeleri de buna imkân vermediğinden iktisadi meselelerde muhafazakârlar, inkılâbi esaslarda sollar bizimle beraber hareket ediyorlardı. Bu da bizim milletimizin büyük çokluğuna inkılâbı benimsetmemizin milli, siyasi mukadderatlarına sahip olmaksızın hiç bir sağlam ve hakiki tekâmüle ulaşamayacağına inandırmış olmamızın neticesi idi....
Çelebi Cihan’ın hareketinden sonra Hasan Sabri, Cafer Ablayef ile de görüştükten sonra, o gece erkenden odama kapanarak geç vakte kadar çalışarak layihanın esbabı mucibesini ve maddelerinin son şeklini yazdım. Her taraftan gelenlerle görüşmek ve bir çok hazırlık işleriyle uğraşmak mecburiyetinde olduğumdan gündüzleri bu yazıları tesbite imkân bulamıyordum. 23 Kasım (6 Aralık) gecesi de çalışarak bu layihanın son şeklini tesbit ettim. 24 (7 Aralık) sabahı Çelebi Cihan’a okudum. Mutabık kaldıktan sonra, Cafer Ablayef ile Hasan Sabri’yi de çağırarak onlara da okudum, hep birlikte imzaladık....
Solcularla en şiddetli müzakere, bizim milli hükümet kurmamıza ve Kırım Meclisi Müessesanı’nın çağrılmasını esas tanımamıza ve bilhassa derhal Kırım Halk Cumhuriyeti’ni ilân etmemize ait maddelerin müzakerelerinde oldu.... Bizim gayemiz, Rus merkeziyetinden kabil olduğu kadar ayrılmak, yurdumuz mukadderatına hâkim olmaktı. Solcular ise, inkılâp cereyanını, Rus inkılâpçılarına bağlılıklarını her şeyin üstünde tutuyorlardı.
Solcularla aramızda çıkan ihtilâfların esası, bizim 1905 gençliğimizin Rus inkılâp partilerine dayanarak kültürel ve iktisadi haklarımızı korumak yollarından ayrılarak milletimize dayanmak, milli haklarımızı ön planda tutmak kararımızdan ileri geliyordu. Solcularımız, Rus inkılâp fikriyatının ve mensup oldukları Rus partilerinin tesirinde idiler. Bizlerse ilhamı tarihimizden, harsımızdan, milli facialarımızdan ve Türkiye’de canlanmakta olan Türkçülük cereyanından alıyorduk. Halkımızın içtimai hayatta yapılması lâzım gelen inkılâp hamlelerinde biz, onlardan herhalde daha ileri safta bulunuyorduk. Bu bakımdan onlarla aramızda ihtilâf yoktu. Hatta onlar, bundan dolayı bizi takdir ediyor ve seviyorlardı. Bu meselelerde bizi sarsmağa kalkışanlar bizim mürtecilerimiz ve muhafazakârlarımızdı.
Gericiler, dinden ziyade göreneğin, âdet olagelenin amansız mutaassıpları olan bu kütle inkılâbın birinci gününden beri bize karşı mücadeleye geçmişti... Kurultay’da sayılarının azlığına rağmen, bunlar bizi günlerce uğraştırmışlardı. Bunlarla uğraşıyorduk. Çünkü, bunları cevapsız bırakamazdık... Bunlar, Kurultay kürsüsünden, halkı dalâlete düşürmeğe çalışıyorlardı. Kadınların müsavatı (eşitliği) meselesinden başka diniye şubesinin salâhiyetleri, medreselerin ıslâhı tarzı, mekteplerde din derslerinin okutulması şekli hususları bile, bunlar Kurultay’da mevzuu bahis etmeğe ve bunlar hakkında kanunlar çııkartmağa çabalıyorlardı”.
Kurultay, uzun süren müzakereler sonrasında, 13(26) Aralık 1917’de 18 maddeden oluşan Anayasa’yı kabul ederken, bir yıl süreyle “Parlamento” halinde çalışma kararını da çıkarmıştı. Aşağıdaki önerge, Anayasa’nın 16. maddesinde ifadesini bulmuştu: “Madde 16 - Kurultay, gerek hayat-ı içtimaiyede (sosyal hayatta) yaşatılması elzem olan şahıs, ikametgâh, kelâm(söz), vicdan, ittifak, ictima (toplantı), matbuat, tatili eşgal (grev) hürriyetlerini ve hayat sigortasını temin ve gerekse ekalliyette (azınlıkta) kalan milletlerin hukuk-u milliye ve siyasiyeleriyle Kurultay tarafından Tatar hayat-ı milliyesinin temelleri olarak kabul edilen kavanini esasiyenin ancak halk cumhuriyeti ile yaşatılacağına inandığından HALK CUMHURİYETİ esasını kabul ve ilân eder”.
Gerek Kırım Anayasası’ndaki maddelerin tümü ve gerekse aşağıdaki “Halk Cumhuriyeti” ilânına ilişkin önerge, Kırımlı Türk liderlerin çağdaşlığını, politik düzeyinin yüksekliğini gösteren önemli belgelerdir. Kendilerini sevgi, saygı ve rahmetle anıyoruz...